Muş'un önemli kanaat önderlerinden Abdullah Güler ile Muş'un sorunları hakkında oldukça önemli bir röportaj yaptık.

Abdullah Güler

1.Abdullah Bey merhaba, biraz kendinizden sözeder misiniz?

Cevap: Merhaba, teşekkür ederim. 1961 yılında Muş’ta doğdum. Halen Muş'ta yaşamaktayım. İlköğretimi Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda, orta okul ve liseyi Muş İmam Hatip Lisesi'nde okudum. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü ve İlahiyat Fakültesini mezunuyum. 1981 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı(DİB) tarafından açılan sınavda başarılı oldum ve Muş Merkez Kale Camii  İmam Hatibi olarak atandım. Daha sonra taşra teşkilatının birçok kademelerinde çalıştım. Halen Muş Merkez Hacı Şeref Camii imam hatibi olarak görev yapmakla birlikte Muş Merkez Camileri Yaptırma Ve Yaşatma Derneği Başkanlığını da yürütüyorum. Aynı zamanda Muş Alimler İlmi Araştırma ve Geliştirme Derneği yönetim kurulu üyesiyim. Muş kanaat önderi olarakta tanınmaktayım. Çok iyi derecede Arapça, Kürtçe, Farsça ve orta derecede İngilizce, Almanca bilmekteyim.

2. Bu kadar sosyal hayatın içinde olan Muşlu bir din görevlisi olarak hemşerileriniz ile daha iç içe oluyorsunuz. Gözlemlerinize göre Muş’un en önemli sorunu nedir?

Cevap: Muş’un en önemli sorunlarını 3 başlık altında toplayabiliriz              

  • Birincisi ekonomik sorunlardır: İlimiz Sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından ve insani yaşam göstergelerine göre 81 il içerisinde sonuncu sırada yer almaktadır. Bu da beraberinde malesef yoksul ve işsiz toplum yapısını getirmektedir. Oysa Türkiye’nin en büyük ve verimli ovalarından  birine  sahip ilimiz; coğrafi yapısı, konumu, ulaşım imkanları, tarım ürünleri çeşitliliği, hayvan sayısı, genç ve dinamik nüfus yapısı ile Türkiye’ye yük değil, potansyeli değerlendirilirse 20 milyonu doyurabilecek bir konumdadır.    
  • İkincisi eğitim sorunudur: 415 bin nüfusun yaklaşık olarak 150 bini öğrencidir. Ancak istihdam oranı çok düşüktür. Dolayısı ile ortaöğretimden yükseköğretime geçiş çok düşük seviyede bulunmaktadır. Sadece ilimizin değil ülkemizdeki bütün sorunların temelinde eğitimsizlik ve cehaletin olduğunu düşünüyorum. Eğitim sistemimizin de yeniden gözden geçirilerek müspet ve dini ilimlerin beraberinde verilmesi sağlanarak milli değerlerin küçük yaşlarda aşılanması gerekmektedir. Ayrıca eğitici kadronun sürekli ilimizden tayin istemeleri de sorunu büyütmektedir.                                
  • Üçüncüsü terör sorunu: Kimilerine göre Kürt sorunu, kimilerine göre Doğu sorunu, bana göre ise adalet duygusunun zedelenmesinden kaynaklanan Terör sorunudur. Bu tefrika ancak ülkemizi oluşturan bütün halkların kardeşlik duygusunu içinde yaşaması ile çözülebilir. Bu sorun sadece 1980’lerin sorunu değil, 200 yıldır devam eden  sorundur. Dolayısı ile çok dikkatle hazırlanmış projelerle ve ancak yerel unsurlar başta olmak üzere ortak bir akılla çözülebilir.

 

3. Bu sorunlar sizce nasıl çözülür?

Cevap: Bu sorunlar menfaatlerden arındırılmış , samimi çözüm iradeleri ile çok rahat çözülebilir. Öncelikle bir ekonomik kalkınma ile istihdam sağlanmalı, daha sonra topyekün bir seferberlik hali içerisinde ülkemizin 4 köşesinde oluşturulacak uhuvvet havası içinde Osmanlı'da olduğu gibi tek yürek olma yolunda istenilen hedefe varılmış olur. Bu arada bu sorunların çözülmesini istemeyen iç ve dış aktörlerin kesin bertaraf  edilmesi gerekir. Aslında sorun göründüğü kadar büyük değil, çoğu sanal kaynaklarla oluşturulmuştur.

4. Muş'ta işsizlik sorunu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu sorun nasıl çözülür?

Cevap: Muş, bir tarım ve hayvancılık  şehridir. Dolayısı ile işsizlik azaltılmak isteniyorsa öncelikle tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi geliştirilmelidir. Arazi toplulaştırma ve Muş Ovası sulama projesi tamamlanarak ovanın katma değeri artırılmalı, ve göçün önüne geçilmelidir. Ayrıca ilkel ve geleneksel üretim modelinden çağdaş üretim modeline geçiş için bölgemiz ve ilimizde devlet desteklerinin artırılması gerekir. Sorunların çözümünde kanaat önderleri ve STK’lar aktif olarak görev almalıdır.

5. Sizin de az önce belirttiğiniz gibi maalesef eğitim istatistiklerinde Muş istenilen başarılı sonuçlar elde edemiyor. Muş'ta eğitim alanında ne gibi önerileriniz var?

Cevap: İlimiz çok genç nüfusa sahiptir. Mevcut eğitim kurumları ve öğretmen kadrosu çok yetersiz, öncelikle yeterli sayıda  derslik yapılmalıdır. Eğitim sektöründe çalışan  personellerin  kalitesini ve motivasyonunu artıracak ve yerel bazda pozitif ayrımcılık sağlayan katkılar sunulmalıdır. Ayrıca iş adamları başta olmak üzere  bütün eğitim gönüllülerine görev verilmelidir. Yine dinimizin emri gereği  cinsiyet ayrımı yapmadan kadın erkek  herkese eğitim olanakları sunulmalı ve özelikle kız çocuklarının uygun okullarda eğitim ve okullaşma oranı artırılmalıdır.

6. Çözüm süreci sonrası Muş'taki gözlemleriniz nelerdir? Bir din görevlisi olarak sizin bu konuda çalışmalarınız oldu mu?

Cevap: Çözüm süreci sonrasında bir gerginlik söz konusu olup halkta bir karamsarlık hissedilecek derecede arttı. Sürecin bozulması ne Kürtlerin ne de Türklerin hayrına değildir. Barış sürecinin bozulması şer güçlerinin işine gelir. Onları sevindirir. Barış sürecinde halkın içinden biri olarak bütün gayretimizle  sürecin devamı için imkanlarımızı seferber ettik. Barış sürecinin sekteye uğraması noktasında  ulaşabildiğimiz her kesime sağduyulu, duyarlı, şiddetten uzak bir ortamın oluşması için toplumun rehberleri olarak gerek dini boyutunu ve ahlaki  yönü alanlarında yönlendirmek, teskin etmek ve herkesin üzerine düşen kardeşlik payını taşımak ve sorumlulukları el birliğiyle  yerine getirmek  mecburiyeti telkin edilmiştir. Toplumumuzun çoğunluğu barış sürecinin devam etmesini arzu etmektedir. Bu sürecin  devlet ve millet olarak herkesin üzerine düşen görevini yerine getirmesi ile olacaktır.

Barış süreci içersinde görev aldığım  çalıştaylar:                                                             

  • Van yüzüncü yıl Üniversitesi Barış Çalıştayı'nda görev aldım.
  • Bitlis kanaat önderlerinin barış süreci ile ilgili kanaatlerini ortaya koymaları ve söylemlerinde  görev  aldım.    
  • Doğu Anadolu kanaat önderleri çalıştayında görev aldım.                        
  • Muş kanaat önderleri çalıştayında birçok görevde bulundum.

7. Muş tarihi M.Ö. 13. yüzyılda Urartular’a kadar dayanan tarihi bir şehirdir. Aynı zamanda Selçuklulardan miras kalan eserlerin olduğunu da biliyoruz. Bu yüksek turizm potansiyeli sizce değerlendiriyor mu? Sizin bu konuda projeleriniz nelerdir?

Cevap: Malesef Muş'un kültürel ve turizm değerleri unutulmaya yüz tutmuş durumdadır. Oysa ilimiz birçok medeniyete beşiklik yapmış bir merkezdir. Öncelikle tarihi ve kültürel değerleri ortaya çıkararak tescillenmeli daha sonra bunlar için bir Etnoğrafya Müzesi açılmalıdır. Özelikle Malazgirt gibi bir tarihi değerimiz var ve kutlamalarda protokol dışında, üzülerek söylüyorum katılım sağlanmamaktadır. Muş'un kış turizmi, kış sporları turizmi ve doğa turizmi kesinlikle hizmete sunulmalıdır. Hamurpet gölü, Çengili kilisesi, Kağ Tepesi, Haspetet Kalesi, Molla Kent Medresesi gibi tarihi yerler restore edilmeli ve turizme açılmalıdır.

8. Neden siyasete girmek istiyorsunuz? Son 12 yılda siyaset nasıl değişti?

Cevap: Benim şahsi olarak siyasete girme gibi bir planım olmadı. Aldığımız terbiye gereği kültürümüzde görev istenmez verilir. Eğer hemşehrilerim bu hususta bana bir görev verirse, oturur muhasebemi yapar ve eğer bu ağır yükün altından kalkabilecek emeller görürsem hizmet etmekten kaçınmam.

Son 12 yılda siyasetin pek değiştiği kanaatinde değilim. Malesef makamlar hizmet etme yerine hizmet alma şeklinde değerlendirilmektedir. Ancak ülkemiz 12 sene önceki ülke değildir. Başta askeri vesayet, insan hakları ihlalleri, ulaşım, eğitim ve mahalli idarenin sorunları olmak üzere çoğu alanda gelişmeler sağlanmıştır.

9. Hemşerilerinizden sizin milletvekili olmanıza karşı büyük bir teveccüh var. Son olarak Muşlu hemşerilerinize neler söylemek istersiniz?

Cevap: İnsanların teveccüh göstermesi, sorumluluğun ne kadar ağır olduğunun ifadesi ve siyasette yeni yüzler arama çabasındandır. Ben 30 yılın üzerindeki meslek hayatımda toplumla iç içe yaşadım ve ilimizin sıkıntılarını yaşayarak gördüm. Tabii ki Allah nasip eder de bir görev alırsam, başarının bir şahıs işi değil; istişare  ve ekip işi olduğunu biliyorum. Bu teveccüh sayesinde bu ekibi oluşturabileceğimi düşünüyorum.